Her iş bir kapsam belgesiyle başlıyor. İçinde ne yapılacağı yazıyor, ama asıl kıymetli kısım diğeri: ne yapılmayacağı. "Şu an kapsam dışı" satırı kimseyi kırmak için değil, üçüncü haftada çıkacak tartışmayı ikinci günde bitirmek için orada. Belge onaylanmadan teklif çıkmıyor, teklif onaylanmadan kod yazılmıyor. Sıkıcı geliyor. Çalışıyor.
İkinci alışkanlık karar günlüğü. Proje boyunca alınan her yön değiştirici karar, gerekçesiyle birlikte tek bir yere yazılıyor: neden bu veritabanı, neden bu akış, neden bu alan zorunlu değil. Ne işe yarıyor? Altı ay sonra biri "burası niye böyle" diye sorduğunda tartışma başlamıyor, kayıt açılıyor. Done Dynamics tarafında bu günlüğü müşteriye kapalı tutmuyoruz; isteyen her an okuyabiliyor.
Üçüncüsü iterasyon ritmi. Uzun sessizlikler kurmuyoruz. İş, aralarında çalışan çıktı bulunan kısa turlar halinde ilerliyor. Her turun sonunda elinizde bakabileceğiniz bir şey oluyor — ekran görüntüsü değil, açıp tıklayabileceğiniz bir sürüm. Turun uzunluğu işin cinsine göre değişiyor ama sonu hep aynı: gösterilecek bir şey.
Bu üç alışkanlığın ortak amacı sürprizi azaltmak. Yazılım projelerinde en pahalı an, iki tarafın aynı cümleden farklı şeyler anladığını geç fark ettiği andır. Kapsam belgesi bunu ilk günde, karar günlüğü ay ortasında, iterasyon ritmi ise her turda yakalıyor. Üç ayrı filtre. Üçü de aynı hatayı arıyor.
Belgenin bir yan faydası daha var: kurum içindeki dağınık beklentiyi görünür kılıyor. Pazarlama başka bir şey bekliyor, muhasebe başka, sahadaki ekip bambaşka. Üçü aynı sayfayı okuduğunda çelişki hemen ortaya çıkıyor. Çelişkiyi çözmek bizim işimiz değil; görünür kılmak bizim işimiz. Çözülmeden başlayan projelerde ilk teslim turu genelde üç ayrı yönden eleştiri alıyor ve kimse haksız değildir. Belge, o üç yönü ikinci günde masaya getiriyor.
Yöntemin bir sınırı olduğunu da söyleyelim. Kapsam belgesi, ihtiyacın kendisi değişirse sizi kurtarmaz. Pazar değişir, mevzuat değişir, şirket yön değiştirir. Böyle durumlarda belgeyi savunmuyoruz, yeniliyoruz. Bir kurumsal yazılım şirketi için doğru tavır, yazdığı belgeye sarılmak değil, belgenin ne zaman geçersiz olduğunu görebilmek.
Ritmin sahaya bakan bir tarafı da var. Antalya yazılım tarafındaki işletmelerde karar verecek kişi çoğu zaman masada değil, sahada oluyor: resepsiyonda, depoda, poliklinikte. Uzun toplantı kurmak yerine kısa turlar ve tek soruluk onaylar işe yarıyor. "Şu ekran böyle mi olsun" sorusu telefonda iki dakikada cevaplanıyor. Aynı soru toplantıya bırakıldığında bir hafta bekliyor. Yöntemi müşterinin gününe uyduruyoruz, kendi takvimimize değil.